Cem BİLEN

‘ Sarı Bir Noktadan Güneşe ’

‘Bazı ressamlar, güneşi sarı bir noktaya dönüştürürler; bazıları da sarı bir noktayı güneşe.’ Pablo Picasso

Bu satırları size Türkiye-Slovenya basket maçını seyrettikten sonra yazıyorum.  Umarım aklımdan geçen her şeyi dile getirebilirim, malum içimde zafer coşkusu var J

Slovenya, Kamnik’te yaşıyorum. Ama şu an Slovenske Konjice adında başka bir kentteyim. Buraya diğer EVS gönüllüleriyle zaman geçirmek ve de yeni röportajlar kaydetmek için geldim. Projemin konusu ‘internet televizyonu’, Kamnik’te belediyenin desteklediği lokal bir televizyonda, bölge hakkında haberler hazırlıyorum. Haber hazırlıyorum dediğimde aklınızda ne canlanıyor bilmiyorum ama resmi biraz daha netleştirmek adına söylemeliyim ki; sergi, konser, konferans,açılış haberleri… Hayır, televizyonun sanat bölümünde filan çalışmıyorum, buradaki tüm haberlerimiz bunlar… Slovenya ilginç bir ülke; gazetelerindeki, televizyonlarındaki haberlerin bütünü bunlar yalnızca…

Slovenya, iki milyon nüfusa sahip; yaşadığım kasaba ise iki bin ama açıkçası zaman zaman bu orandan bile şüphe ettiğim anlarım oldu. İstanbul’dan gelen benim için oldukça zordu diyebilirim. Kamnik,eski bir ortaçağ kasabası. Bunun yanında binalarında İtalyan mimarisinin izlerini görmeniz de mümkün, oldukça güzel. Tüm Slovenya gibi Kamnik de yemyeşil, her yer ormanlarla çevrili…  Ve bizde hep haber bültenlerinde söylenen ‘Balkanlardan gelen soğuk ve yağışlı’ havanın ortasına düştüm, oldukça zor. Burada Letonyalı bir arkadaşımla beraber aynı evi paylaşıyorum. Burada konakladığım ev konusunda şanslıyım. Kasabanın merkezinde, tren istasyonun çok yakınında bahçeli bir ev. Tek sıkıntım hergün uzaylı görmüş gibi bana bakan komşularım ve ev arkadaşımın dağınıklığı; bir de dünyaya olan bitmeyen ilgisi… (Örneğin Soviyetler Birliği’nde doğup, Letonya’da büyüyen ev arkadaşım maalesef ki Karl Marx’ı bilmiyor.Neyse Slovenlerin pek çoğu da Slavoj Zizek’ten bihaber zaten…)

Ve gelelim asıl yazmak istediklerime… Belki bir iki ay önce olsaydı, buranın güzelliklerini anlatan daha çok şey söyleyebilirdim. Ama şimdi başka birşeylerden bahsetmek istiyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim, Slovenya’daki okul kitaplarında ve müzelerinde Türklere ilişkin pek çok iz bulmanız mümkün. Ve maalesef ki bu izlerin hepsi yalan yanlış bilgilerden oluşmakta… Ve dünyanın pek çok ülkesindeki, bize yönelik haksız önyargılar burada da karşımıza çıkıyor. Sebebi belli: ‘cahillik’

AGH deneyimi yaşamanın pek çok avantajları var. İlk olarak dürüstçe söylemeliyim ki, buraya gelmeden önce bize karşı olan önyargılarının bizden kaynaklandığını düşünüyordum ama şimdi çok net gördüm ki bu bizim dışımızda gelişiyor. Sovyetler Birliği’nden ve Yugoslavya’dan kopan pek çok ülke kapitalizme adaptasyonu sırasında yalan yanlış bir tarihe sarılıyor, Slovenya bunun en güzel örneği.

AGH deneyimi yaşamanın bir diğer avantajı,  kişisel gelişime olan katkısı. Açıkçası kendimi çok daha güçlü ve kendine çok daha güvenen biri olarak hissediyorum. Diğer bir avantaj da, katıldığınız eğitimlerde pek çok yabancıyla tanışıyorsunuz, ve pek çok yeni dostunuz oluyor dünyanın herbir yanından…

Peki en zor şey ne? Yalnızsınız. Buraya gelmeden önce sizle konuşan/iletişime geçen mentorleri ve koordinatörleri projeniz başladıktan sonra burada bulmanız çok zor.

Peki nasıl oluyor da, bu projeler AB’den onay alıyor? Çünkü başka proje yok. Slovenya için sadece tek bir organizasyon EVS’i gerçekten başarılı yürütüyor, MC Brezice. Onun dışındakilerden maalesef ki istediğinizi almanız zor. Benim organizasyonum MC Kotlovnica, maalesef ki yapım aşamasında… Ve pek çok sıkıntıyı içinde barındırıyor.

Birkaç haftadır, arkadaşım Engin’le beraber EVS hakkında röportajlar serisine başladık. (Engin bir diğer EVS gönüllüsü, Konjice’de) Amacımız EVS’yi duymamış ve gerçekten bu deneyime ihtiyacı olan gençlere, bu videolar/röportajlar sayesinde ulaşmak… Hosting organizasyonlarımızdan bağımsız yaptığımız bir çaba bu.

Maalesef EVS deneyimim sırasında farkettiğim bir şey: pek çok EVS katılımcısı yurtdışında kaldıkları zamanı boş geçiriyorlar. Ve pekçoğu bunun pişmanlığıyla evlerine dönüyorlar. Ve gerçekten bu deneyime ihtiyacı olan pek çok kişinin de yerini işgal ediyorlar. Özellikle Türkiye’deki gençlerin EVS ile yurtdışına açılıp, pek çok başarılara imza atabileceğine inanıyorum. Ve EVS katılımcısı ülkeleri düşündüğünüzde, Türkiye’nin pekçok açıdan cezbedici yönleri bulunmakta…

Bu düşüncelerle, Engin’le beraber kalan iki ayımda videolarımızı yapmaya devam edecez. Umarım Picasso’nun söylediği gibi, bir gün sarı bir noktadan güneşe uzanabiliriz.

Cem Bilen (www.cembilen.com)

Slovenya,Kamnik